BİR İSMİN AĞIRLIĞI VE YASAK BİR FİKİR

Bölüm 49

“Seçim senin, Marc.”

Elias'ın sözleri, gözlemevinin soğuk havasında asılı kalmıştı. Marc, kucağındaki bitkin Rain'e, sonra da Elias'ın işaret ettiği o devasa güç reaktörüne baktı. Kızının hayatını, bu adamın çılgın bir deneyine emanet etmek... Bu, bir babanın verebileceği en zor karardı.

"Başka bir yolu olmalı," diye fısıldadı Marc, daha çok kendi kendine. Elindeki o katlanmış kağıt parçasına, pazarcının bıraktığı o nota baktı. Gözleri, o zarif el yazısıyla yazılmış kelimelere takıldı.

"Elias," dedi, başını kaldırarak. “Bu... bu ne demek? 'Elysia'nın Dileği'nin Yankısı'. Elysia kim?”

Bu isim, odadaki atmosferi bir anda değiştirdi. Elias'ın yüzündeki o kendinden emin, analitik ifade, bir anlığına dağıldı. Yerine, Marc'ın daha önce sadece bir kez, o da çok kısa bir anlığına gördüğü o derin, yorgun hüzün geldi. Elias, gözlerini Rain'den alamıyordu.

"O," dedi Elias, sesi boğuktu. “O, her şeyin başlangıcı. Ve her şeyin sebebi. Rain... o, Elysia'nın bir yankısı, Marc. Onun, on yaşındaki masumiyetinin, acı çekmemiş ruhunun bir kopyası.”

Marc, duydukları karşısında sarsıldı. Kucağında tuttuğu kızının, kendi kızı bildiği o varlığın, aslında başka birinin, başka bir zamandaki bir kadının kopyası olduğu gerçeği... Bu, aklının alabileceği bir şey değildi.

"Neden?" diye sordu, fısıltıyla.

"Çünkü o bir dilek diledi," dedi Elias. “Hayatının en karanlık anında, o kadar saf, o kadar güçlü bir dilek diledi ki, evrenin dokusunu titretti. Ve ben... ben o dileği duydum.”

Elias'ın zihni, o ana, o kararı verdiği o geceye geri döndü. Ve o an, aklına delice, imkansız, yasak bir fikir geldi.

Rain'in enerjisi yetersizdi. Çünkü o, sadece bir yankıydı. Bir kopyaydı. Ama ya... ya orijinal kaynağı kullanabilirlerse?

"Elysia..." diye mırıldandı Elias. “O... o hâlâ orada. Gri Şehir'de. Kendi hayatını yaşıyor.”

Marc, dehşet içinde onun ne düşündüğünü anladı. “Hayır, Elias. Hayır. O kadını bu cehennemin içine çekemezsin. O, bütün bunlardan habersiz.”

"Ama onun gücü!" dedi Elias, gözleri şimdi bir dahinin o tehlikeli ateşiyle parlıyordu. “Onun dileği, sıfırdan bir evren yaratmam için bana yakıt oldu, Marc! Düşünebiliyor musun, onun 'orijinal' yaşam enerjisi ne kadar güçlüdür? Rain'i şarj etmek mi? O, bir geçidi sonsuza dek açık tutabilir! Gölge Boyutu'ndaki her bir ruhu tek başına geri çekebilir!”

Bu, hem korkunç hem de karşı konulmaz bir çözümdü.

"Bunu yapamayız," dedi Marc, kararlılıkla.

"Yapabiliriz," dedi Elias. “Bu gözlemevi... burası sadece bir atölye değil. Burası bir köprü. Ben, iki evren arasında geçiş yapabiliyorum. Onu buraya getirebilirim.”

"Peki ya sonra?" diye karşı çıktı Marc. “İki Elysia, aynı gerçeklikte. Bu, bu evreni paramparça etmez mi? Kaos yaratmaz mı?”

"Evet!" dedi Elias, neredeyse neşeyle. “Kesinlikle yaratır! Bir paradoks! Bir istikrarsızlık! Ama eğer onu sadece 'operasyon süresince' burada tutarsak, eğer enerjisini bir 'odak noktası' olarak kullanıp sonra onu kendi zaman çizgisine güvenle geri gönderirsek... Belki de evren, bu küçük anormalliği fark etmeden önce işimizi bitirebiliriz.”

Bu, bir kumardı. Evrenin kendisiyle oynanan, akıl almaz derecede riskli bir kumar.

Ama Rain, babasının kollarında, zayıf bir sesle konuştu. "O... o gölge..." dedi. “Bazen gördüğüm o kadın gölgesi... O mu?”

Elias, şefkatle ona baktı. “Evet, küçük yankı. O, senin orijinal benliğin. Ruhunun diğer yarısı, seni arıyor.”

Bu, Rain'in kararını vermesine yetti. O gölgenin hüznünü, o bitmeyen arayışı aylardır hissediyordu. Belki de bu, sadece Lena'yı kurtarmak için değil, aynı zamanda o kayıp ruhu da, kendi ruhunu da huzura kavuşturmak için bir şanstı.

"Baba," dedi. “Yapmalıyız.”

Marc, kızının o yorgun ama kararlı yüzüne baktı. Sonra, Elias'ın o çılgın dehasıyla parlayan gözlerine. Kapana kısılmıştı. Ve tek çıkış yolu, en korkunç, en imkansız olanıydı.

"Pekala," dedi, yenilgiyi kabul ederek. “Onu getir. Ama Elias... ona en ufak bir zarar gelirse...”

"Gelirse, bu evreni kendi ellerimle yok ederim, Marc," dedi Elias, sesinde en ufak bir şaka yoktu. “Buna inanabilirsin.”

Elias, ana konsola döndü. Parmakları, tuşların üzerinde uçuşmaya başladı. Gözlemevinin merkezinde, daha önce hiç görmedikleri bir platform, yerden yavaşça yükseldi.

"Şimdi," dedi Elias. “Biraz sessizlik lütfen. Çok hassas bir arama yapacağım.”

Ve Rain, hayatında ilk defa, sadece bir yankısını gördüğü, ruhunun diğer yarısı olan o kadınla, annesiyle, kendisiyle tanışmak üzere olduğunu bilerek, nefesini tuttu.